11 Eylül 2013 Çarşamba
10 Eylül 2013 Salı
8 Eylül 2013 Pazar
Bir laf nasılda çöreklenir oturur insanın içine..
Hava kapadı ve yağmur yağıyor. Tek iyi yanı bu.
Dizi var tv de Fatih Harbiye.. Dizi değil felaketler silsilesi.
Güzel şeyler anlatmak istiyorum. Mesela dünü...
Masumiyet Müzesi'ne gittik. Müzede en çok etkilendiğim sevdiği kadının içtiği binlerce sigaranın sergilendiği alandı. Küçük notlar alınarak saklanmış binlerce izmarit...
Çukurcuma'dan Galatasaray Lisesi'nin yan sokağında Urban isimli yerde asmaların altında oturup içtik. Değişik bir gündü.. Daha da ilginci eve dönüp uykuya yatınca oldu.. Seni ağlarken görünce, gitme derken... Gitmem ki...derken sen rüya görmüşken.
Bir yandan yazıp bir yandan tv kanallarına bakıyordum. Show Tv'yi bir açtım.. Bir Hülya Avşar, İbrahim Tatlıses filmi Ayşen :) aman ne sevindim ne sevindim. Şimdi onu izleyeceğim bakalım belki sonra yeniden yazmaya devam ederim.
6 Eylül 2013 Cuma
Murathan Mungan'dan...
Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.
Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.
Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.
Karın
altında nefes alınır mı?
Sanki
alınır, alırken burnuna dolup erir taneler sonra karın üzerinde iki delik
belirir nefes alıp veren. Bir kere öyle
yapmıştım. Kar yağarken yatmıştım yere… yüzüme düşmüştü kar tanecikleri
bazıları eriyip gitti, bazıları kapladı üzerimi. Gülümseyerek yattığım yerden
zorla kaldırıldım. Şimdi olsa kalkmazdım.
Bugünüm
yarın olsa yada hep yeni baştan,
Yaşamak ne güzel olur, hiç başlamamışsan.
Geriye ne kalırdı yaşananları atsak,
Seni bir daha yaşamak isterim aslında.
Yaşamak ne güzel olur, hiç başlamamışsan.
Geriye ne kalırdı yaşananları atsak,
Seni bir daha yaşamak isterim aslında.
Beni al kucağına,
elini belime sar.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.
Biraz
önce uyurken seni koynuma aldım.
Dudağından öperken uykudan uyandım.
Sana böyle uzakken seni bir daha sevdim.
Yanına gelebilsem bir daha dönmezdim.
Dudağından öperken uykudan uyandım.
Sana böyle uzakken seni bir daha sevdim.
Yanına gelebilsem bir daha dönmezdim.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.
Güzel
şarkıdır.. aklıma geldi, içimden söylerken bir de baktım satırlara da dökülmüş.
Gece
kalkıp yazdığım, sabah uyandığımda yırtıp attığım kağıtlar çok fazla. Küçük
küçük kağıtlar biriktirmişim. Unutmayayım diye mi? Unutmam ki ben.. güya
deftere yapıştırma niyetim vardı elimi süremiyorum. Elimle – gözüm paralel
çalışıyor.. el hareket halindeyken göz neden dolar ki?
Sınır
yoksa ki yok neden zorlanıyorum der insan? Ağız alışkanlığı galiba. Yoksa niye
olsun? Çarpmazsan acımaz canın.. çarpmadan acır sanırsın o ayrı..
Arabada
gidiyorsun ibre artık yerinden çıkacak.. sesler uğulduyor kulağında sonra koca bir
sessizlik… yüzüne düşen kar taneleri..
Öyle
olsa ne olur böyle olsa ne olur? Saçma sapan.
Rusya’da
insanı alıp uyutuyorlarmış. Hala tıbbın ilerlemesini hissedemiyorum burada, bu
ülkede, İstanbul’da..
Acaba
İstanbul’da olduğumu bilmesem.. yine de İstanbul-muş gibi hisseder miydim? Adının
bir önemi olmazdı herhalde. Sonuçta hitap etmek istedikten sonra isim bulunur.
Yiyeceklerin
hiçbir tadı yok. Eskisi gibi zevk vermiyor yemek yemek.. öylesine yutulan
lokmalar.
Sadece
uyuyabilme fikriyle hatta hayaliyle gün doldurmak, ne komik diyeceğim ama
gülecek halim yok.
Ne
saçma bir yazı yazdım..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
