10 Eylül 2013 Salı

Zoraki konuşuyorum. Maksat kafam dağılsın. Nasıl bir kafaysa bu boynumun üzerinde taşımakta olduğum ne dağılır, ne düşünmekten 1 saniye olsun vazgeçer, ne unutur… Ulan bari benzetme yapma huyun olmasın diyorum o da yok. Çekilir dert değil.. çekiyorum.
Aslında hayat hiç şaşırtmıyor...
Sadece aklımdan geçenlerin başıma gelmesi sinir ediyor o kadar..
Buda geçer.. demek adet olmuş..

8 Eylül 2013 Pazar

Bir laf nasılda çöreklenir oturur insanın içine..
Hava kapadı ve yağmur yağıyor. Tek iyi yanı bu. 
Dizi var tv de Fatih Harbiye.. Dizi değil felaketler silsilesi. 
Güzel şeyler anlatmak istiyorum. Mesela dünü...
Masumiyet Müzesi'ne gittik. Müzede en çok etkilendiğim sevdiği kadının içtiği binlerce sigaranın sergilendiği alandı. Küçük notlar alınarak saklanmış binlerce izmarit...
Çukurcuma'dan Galatasaray Lisesi'nin yan sokağında Urban isimli yerde asmaların altında oturup içtik. Değişik bir gündü.. Daha da ilginci eve dönüp uykuya yatınca oldu.. Seni ağlarken görünce, gitme derken... Gitmem ki...derken sen rüya görmüşken.
Bir yandan yazıp bir yandan tv kanallarına bakıyordum. Show Tv'yi bir açtım.. Bir Hülya Avşar, İbrahim Tatlıses filmi Ayşen :) aman ne sevindim ne sevindim. Şimdi onu izleyeceğim bakalım belki sonra yeniden yazmaya devam ederim.

6 Eylül 2013 Cuma

Murathan Mungan'dan...

Hani erken inerdi karanlık,
Hani yağmur yağardı inceden,
Hani okuldan, işten dönerken,
Işıklar yanardı evlerde,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani ay herkese gülümserken,
Mevsimler kimseyi dinlemezken...
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani hepimiz arkadaşken,
Hani oyunlar tükenmemişken,
Henüz kimse bize ihanet etmemiş,
Biz kimseyi aldatmamışken,
Eskidendi, çok eskiden.

Hani şarkılar bizi bu kadar incitmezken,
Hani körkütük sarhoşken gençliğimizden,
Daha biz kimseye küsmemiş,
Daha kimse ölmemişken,
Eskidendi, çok eskiden.

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi gitmiyor üstümüzden
Geçen geçti,
Geçen geçti,
Geceyi söndür kalbim
Geceler de gençlik gibi eskidendi
Şimdi uykusuzluk vakti.

Karın altında nefes alınır mı?

Sanki alınır, alırken burnuna dolup erir taneler sonra karın üzerinde iki delik belirir nefes alıp veren.  Bir kere öyle yapmıştım. Kar yağarken yatmıştım yere… yüzüme düşmüştü kar tanecikleri bazıları eriyip gitti, bazıları kapladı üzerimi. Gülümseyerek yattığım yerden zorla kaldırıldım. Şimdi olsa kalkmazdım.

Bugünüm yarın olsa yada hep yeni baştan,
Yaşamak ne güzel olur, hiç başlamamışsan.
Geriye ne kalırdı yaşananları atsak,
Seni bir daha yaşamak isterim aslında.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.
Biraz önce uyurken seni koynuma aldım.
Dudağından öperken uykudan uyandım.
Sana böyle uzakken seni bir daha sevdim.
Yanına gelebilsem bir daha dönmezdim.

Beni al
 kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an üşürüm sabaha kadar.
Beni al kucağına, elini belime sar.
Beni almadığın an ölürüm beni al.

Güzel şarkıdır.. aklıma geldi, içimden söylerken bir de baktım satırlara da dökülmüş.

Gece kalkıp yazdığım, sabah uyandığımda yırtıp attığım kağıtlar çok fazla. Küçük küçük kağıtlar biriktirmişim. Unutmayayım diye mi? Unutmam ki ben.. güya deftere yapıştırma niyetim vardı elimi süremiyorum. Elimle – gözüm paralel çalışıyor.. el hareket halindeyken göz neden dolar ki?

Sınır yoksa ki yok neden zorlanıyorum der insan? Ağız alışkanlığı galiba. Yoksa niye olsun? Çarpmazsan acımaz canın.. çarpmadan acır sanırsın o ayrı..

Arabada gidiyorsun ibre artık yerinden çıkacak.. sesler uğulduyor kulağında sonra koca bir sessizlik… yüzüne düşen kar taneleri..

Öyle olsa ne olur böyle olsa ne olur? Saçma sapan.

Rusya’da insanı alıp uyutuyorlarmış. Hala tıbbın ilerlemesini hissedemiyorum burada, bu ülkede, İstanbul’da..

Acaba İstanbul’da olduğumu bilmesem.. yine de İstanbul-muş gibi hisseder miydim? Adının bir önemi olmazdı herhalde. Sonuçta hitap etmek istedikten sonra isim bulunur.

Yiyeceklerin hiçbir tadı yok. Eskisi gibi zevk vermiyor yemek yemek.. öylesine yutulan lokmalar.

Sadece uyuyabilme fikriyle hatta hayaliyle gün doldurmak, ne komik diyeceğim ama gülecek halim yok.


Ne saçma bir yazı yazdım..